Desen

Rabbinin Hayal Ettiği Kâri

Sessizce çekil odana. Bak karanlığa… Uzun uzun bak. Gördüğünü resmet önce gönlüne. İçini de karart gecenin karanlığında.

Sus… Dilini de karart. Görme. Duyma. Bilme…

Ne görür insan karanlıkta? Karanlık!…
Ne bilir karanlıktan; Daha önce gördüklerini…

Ne duyar? Sessizliğini…

İnsan karanlığa bakarken baktığı şeyi değil, daha önce aydınlık oluşunu düşünür bilmeye çalışır. Bilir evvela. Bilmeli de. Ya karanlığı bilmek nasıldır? Karanlık nedir? Karanlık ışın yokluğu değil midir? Karanlık diye bir şey yoktur, o karanlıkta ışığın yokluğu vardır kâri…

Karanlıkta tuttuğun tenini… Karanlık içinde aydınlıktaki seni hayal edersin.

Hep.. Hep yarını düşünürsün. Yarın da ki seni…

Yarındaki…

Ama bugün sen, dün hayal ettiğin kişisin. Sen bugün, dünün hayalindeki kul’sun. Bugününde dün gibi…

Böyle giderse her günün, dün gibi. Nereye böyle dersin kendine.

Deriz ki kâri; Karanlıkta tuttuğun tenini, dün ki kulluğun ile aydınlat, o tesettürde nur ol ki… Yarın;

Rabbinin hayal ettiği kişi ola bil…

Unutma bugün ne kadar aydınlatır’san karanlığını, yarın kabrin bir o kadar aydınlanacaktır!

aslan-kral

Bir Hikaye

Yıllar yıllar önce, pek bilinmeyen uzak bir diyarda bereketli topraklara sahip, huzur ve mutluluk dolu bir yaşam süren insanların memleketi olarak bilinen Aslan kralın memleketinden bahsedeceğiz bu gün. (Yaşadığın zamanda, gözünün önünde) Aslan kral halkı tarafından çok sevilen, ülkesinin refah ve mutluluğu için çalışan bir hükümdardı.

Fakat onuda çekemeyen insanlarını birbirine düşürüp kaostan kandan beslenen sırtlan ile itlerden oluşan bir gurup ve kendi menfaatlerini her şeyin üzerinde tutan, halktan gibi davranıp halkı kendine hizmet etmek için kullanan bir çakal gurubu ve bulduğu her fırsatta kendi gurubu haricinde bulunanları göz yaşları dökerek yiyen birde timsahlar gurubu vardı.

Bu guruplar tek başlarına Aslanı ve arkadaşlarını alt edemeyeceklerini anlayınca. Kendi aralarında anlasip Aslana karşı birlik oldular ve gerekirse kendi halklarını komşu ülkelerin dobermanlarına, akbabalarına, sülüklerine, yılanlarına, ayılarına, gorillerine, yabani köpeklerine vs iblislerine yem etmekten çekilmeyecekleri konusunda da anlaştılar. İlk olarak halka; biz sizin daha iyi yaşamanızı istiyoruz, fakat Aslan hepinizi kendisine köle yapmış diyelim dediler.

Her ne kadar halk buna inanmaz diyenler çıktı ise de dış destekçileri biz size bu konuda sürekli destek olacağız deyip ülke içindeki yalakalarını harekete geçirip yalan haber yapmaya başladılar. İş öyle bir boyuta geldi ki bunların fahişeleri, pezevenkleri ahlak timsali kesildiler. Katilleri, canileri barış havarisi kesildiler. Hırsızları, rüşvetçileri, eşkıyaları, haramileri hayır sever çiçek çocuklar olarak tanıtıldı. Ahmakları, aptalları, geri zekalıları, çukur karakterliler aydın kesildiler.

Yetmedi işledikleri cinayetlerin, yaptıkları yolsuzlukların vs rezilliklerin gerekçesi olarak da Aslan kral ve arkadaşlarını gösterdiler. İnsanlıktan nasibi olmayan medyaları da bu konu ile ilgili sürekli yalan ve iftira haber yapmaktan geri durmadılar. Her şeyi hesaplamışlardı, tüm oyunları kurmuş, planlarını yapmışlardı. Fakat onların bilmedikleri, bir türlü hesaplayamadıkları ve her seferinde de hesaplarını alt üst eden bir hesap vardı.

Onların bir hesabı varsa mutlaka ALLAH (cc)’ın da bir hesabı vardı ve ALLAH (cc) hesap görenlerin en hayırlısıdır.

Devam edecek…

mutlu evlilik

Mutlu Evlilik

Evlilik, sevgiye ve karşılıklı hoşgörüye dayanır. Sevginin ve hoşgörünün bittiği yerde aile de bir manada bitmiş olur. Sevgi ve hoşgörü, aile fertlerinin birbirlerine saygılı ve davranmalarını ve yapacakları işlerde birbirlerinin fikrini alarak, yani istişare ederek hareket etmelerini gerektirir. Bu sebeple aralarındaki sevgi, saygı ve hoşgörüyü zedeleyecek sözlerden ve davranışlardan uzak durmaya özen göstermelidir.

Bir ailede kişi, Allah’ın kendisine yüklediği vazife ve sorumluluğu gönül rahatlığıyla kabul edip Allah’ın emrine devamlı itaat halinde olduğunu düşünür ve elinden geldiğince görevini ve sorumluluğunu yerine getirmeye çalışırsa bütün gününü ve gecesini ibadet ile geçirmiş sevabı alır. Görevlerini bilen ve sorumluklarını yerine getiren böyle bir aileye de Allah (cc) Teala huzur, bereket ve iki cihan saadeti nasip eder.

İnşaAllah bu huzura erişenlerden oluruz, amin.

sosyal-sorumluluk

Sorumluluk

Bazı işlerin gerçekleşmesi kendi istek ve irademize bağlı değil. Gözümüzün görmesi, kulağımızın işitmesi, kanımızın dolaşması, tırnak ve saçlarımızın büyümesi gibi. Bu tür fiiller irade dışı meydana geldiği için, kula bir sevap ve günah yazılmaz.

Fakat insanın kendi irade, akıl ve tercihiyle yaptığı işler kendisini sorumlu yapar. Yapılan işe göre, yapan için sevap veya ceza vardır. Geçerli bir özre sahip değilse herkes yaptıklarından sorumludur.

medeniyet

Medeniyet

İnsanoğlunun bugün geldiği noktaya medeniyet diyorlar; bu kafaya göre; vahşilikten tekamül ede ede bugünlere gelinmiş! Bu tezin yanlışlığını, topyekûn insanlığın yaşamakta olduğu hâl, çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Öyle ki, gelinen noktada; ortada adaletten eser olmayıp; mazlumların ahı Arş’ı titretmekte!

Dünyanın gözleri önünde, Suriye’deki zalim, kendi insanlarını pırasa gibi doğruyor. Yalnızca seyirle yetinen medeni dünyanın tek yaptığı şey, ölülerin çetelesini tutmak. Suriye’deki zalimi Rusya destekliyor ve; ‘Ne yapalım; kendi insanını öldürüyor. Bu onların iç meselesidir. Kimsenin karışmaya hakkı da yoktur diyor. Bu defa benzer musibet, Ukrayna’nın başına geliyor. Rusya, tükürüğünü yalayarak; Ukrayna’ya müdahale ediyor. Ülkeyi bölüyor ve bir kısmını; resmen işgal ediyor.

Türk’ün elinde asırlarca bulunan topraklarda yaşayan hiçbir milletin dili değişmediği gibi, kendi dilini dayatmadı. Bir de sizin işgal ettiğiniz topraklara bakın; oraları sömürdüğünüz yetmemiş gibi, bir de dillerinizi dayattınız! Osmanlı diyarında Türkçe konuşan millet var mı? Sizin sömürgeler ise, İngilizce, Fransızca, İspanyolca vb. konuşuyor!